Aslında hepimiz Vobcuyuz ve mışıl mışıl uyumak istiyoruz

VOB. Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası’nın kısaltılmış hali olan ve Türkiye’de vadeli işlem kontratlarının alınıp satıldığı borsanın kısaltılmış hali. 2005 yılında kurulan ve çok hızlı büyüyen, asıl amacı insanların gelecek risklerini, bu riskleri almak isteyenlere sattıkları bir borsa olan ancak kaldıraç mantığı dolayısı ile çok büyük kazanç (aynı ölçüde kayıp) imkanları sunduğu için genellikle spekülatif işlemlerin yoğun yapıldığı bir platform. Şu anda dünyanın en hızlı büyüyen türev borsası.
Türkiye’de IMKB’nin açılması 1983 yılında gerçekleşmiştir. Dünya standartlarına göre bir hayli geç. Ancak vadeli işlemler borsasının hayata geçirilmesi ise IMKB’ye kıyasla çok daha geç kalmıştır. Bu blogda uzun uzun VOB’u konuşacağız, tartışacağız. Ancak başlarken, VOB’u ileri vadeli işlemlerde oluşabilecek risklerin belli fiyat farkları ile alıcı veya satıcılara transfer edilmesi olarak özetleyebiliriz.
Türkiye’de gerçek anlamda derinliği olan iki kontrattan söz edebiliriz: IMKB 30 ve Dolar kontratları. Ancak dünyada aklınıza gelebilecek tüm ürünlerin ve hatta hava durumunun bile kontratları alınıp satılıyor. Hatta finans tarihinde ilk ciddi krizlerden biri, sanılanın aksine bir vadeli işlem borası krizidir ve Hollanda’da vadeli lale fiyatlarında gerçekleşen aşırı şişme sonucu ortaya çıkmıştır. Düşünebiliyor musunuz? Sonbahar vadeli lale soğanı… Lale krizi çok ilginç ve şaşırtıcıdır ancak bu hikayeyi, başka bir yazıya bırakalım.
Bizler pek farkında değiliz ama hayatımızın her adımında zımni bir vadeli işlem kontratına imza atmış olabiliriz. Evimiz için aldığımız kredi, aslında kredi vadesi kadar kontrat imzaladığımız anlamına da gelmektedir. Ev almasak da kiraladığımız zaman da bir vadeli işlem kontratının altına girmiş olmaktayız. Nasıl mı? Yukarıda ne demiştik? Vadeli işlemler aslında basit anlamı ile risklerin transferi ya da paylaşılmasıdır. Bu durumda ne gibi riskler olabilir? Bildiğimiz gibi kira fiyatları oynaktır. Türkiye’de endeksler tam sağlıklı olarak yayınlanmasa da, örneğin 1000 tl’ye kiraladığımız bir evin piyasa fiyatı bir ay 850 olabilirken bir ay da 1150’ye kadar çıkabilir (%15lik dalgalanmalar çok nadir görülse de…) O halde evsahibi ve kiracı, hesaplarını kitaplarını bilen ve buna göre harcamalarını düzenlemek, bütçelerini oluşturmak isteyen rasyonel şahıslar olarak, fiyatlardaki dalgalanma riskine maruz kalmak istemezeler ve 1000 tl sabit kira üzerinden bir yıllık bir anlaşma imzalarlar.
Bu kontrattan bir taraf elbette karlı çıkacaktır. Fiyatlar artarsa, kiracı değerli bir malı ucuza kapatmış olacak, fiyatlar düşerse de mal sahibi evinin değerinden fazla kira geliri elde edecektir. Ancak vadeli işlemlerde, spekülasyon yapmıyorsak eğer asil niyetimiz kar etmek değil. Burada kontrata imza atan iki taraf da kendini olası piyasa hareketlerinden korumuş olmakta yani bir anlamda risklerini satmış olmaktalar. Yani yatarken mışıl mışıl uyuyabilirler. Vadeli işlemin özü budur. Mışıl mışıl uyumak…
Ben bu blogda vadeli işlemler dünyasında, finans tarihinde, risk analizinde, yatırım yönetiminde, biraz spekülasyon nehrinde, biraz da ululararası politika ve spor sularında gezinti yapacağım. Büyük ihtimalle Türkiye’de başka yerde okuyamayacağınız bir çok şeyi burada bulabileceksiniz. Peki ben mi kimim? Bir sonraki yazıda az da olsa bu konuya değinelim.
Etiketler: vadeli işlem, vadeli işlem ve opsiyon borsası, vob
18 July 2009, 14:41 tarihinde.
Essayer de prendre le lundi et commencer jouer au basket nouveau